Apr.20

Fikrini getir destekleyelim (melek simaylisi)

Son zamanlarda pek yazamıyorum ama akılamada sürekli gelen bu konuyu yazmazsam da olmacak…

Çalıştığım yerin konumu itibari ile çevremde arge firmaları bulunmakta. bu tip firmalar bir araya gelince bina girişilerine kapılara panolara asılan ilanlar bulunur. Tasarımcısının üzerine bir iki dans eden figür koyum kocaman harflerle Fikrini getir beraber yapalım yazarlar.

Başlarda çok şüpheci yaklaşırdım bu tip ilanlara. Bir fikrim var. Evet ama sen kimsin? Neden fikrimi sana vereyim? Sana nasıl güvenirim arkadaş derdim kendi kendime… Bu paranoyak yaklaşımımı onaylayamaya bilirsin sevgili okuyucu ama istemsiz bir şekilde böyle oluyorum çünkü aklıma şöyle bir senaryo geliyor.

bad_boss

Bir iki pazarlamacı siyosu cartı curtu bir araya gelip. “Arkadaşlar yeni proje lazım ne yapalım diye sorulur biri de çıkıp şünü söyler kampanya yapalım gençler fikirleriyle gelsin işi yarayanı yaparız elemana yalandan yere bir makam cebine az para hoopp götüüürr”

Çok piskopatım galiba 🙂

 

Ya arkadaş, ya böyle ise? ya gerçekten bu insanlar güzel fikirlerimizi alıp, azınıza bal çalarak bizi kandırıyorlarsa? Oysa ki iyi sunabildiğiniz projelerin bazı kamu destekleri alıp daha iyi yürüdüklerini gördüm. Gençler güzel fikirlerinizi bu tip insanlara kaptırıp çar çur ettirmeyin harbiden iyi bir fikriniz varsa önce güzelce sunum hazırlayın devletin kapılarını aşındırın.

İş Hayatı

Mar.19

Askerlik mantığın bittiği yer midir?

Efendim! Hayır efendim!

Askerlik görevini yapan bir çok arkadaşın dilinden düşmez bu laf genelde söyle başlar muhabbet.

Abi askerde adam ağaca selam verdirtiyormuş
O da birsey mi bizim bölükte tank a ceza verildi zincirlendi
Arkadaş askerlik mantığın bitti yerdir…

Amerika da bulunduğum süre de askerlik yapmış bir hizmetli arkadaş ile yaptığım muhabbette söz konusu olaylarin benzerlerini yaşadığını aktardı bana. Anladım ki askerlik eğitiminin temelinde her ülkede bu mantıksız dediğimiz hareketler uygulanıyormuş…

Peki ya gerçekten mantıksız mı?

Öncelikle şuna inanmak lazim; Türkiye’de askerlik eğitimi yaklaşık 2000 yıllık bir bilgi birikimden geliyor tek seferde mantıksız demek yanlış olur.

Peki ya neden ağaca selam tanka ceza?

Askerlik görevi için soymuş bir vatandaş kafasında dünya işleri ile askeri birlikten içeri girince  komutan için yontulması gereken bir odundur. Çünkü asker olmak için size aşılanması gereken ilk bilgi “canınız bir vatan borcudur” olacaktır. Düşünsenize askerik görevini yapmadan önce sivil hayatınız da size biri gelip bana canını ver dese onun dışında herseyi vermeye razı olursunuz. (tabi hepsi degil..)

Canınız en kıymetli varlığınız iken komutanın sizden gerektiğinde canınızdan feragat etmenizi isteyecek…

İşte burada mantıksız dediğimiz emirler sizleri buluyor. Çünkü basit bir ağaca selam verme ve neredeyse tüm Türkiye’de ki askerin duyduğu anlattığı tanka ceza verme işlemi tamamen asker iradesini kırmanın yollarıdır. İradenizi kırmadan tam olarak asker olmazsınız komutanların sizlerden istedikleri budur. Çünkü yarın birgün savaşta size şuraya doğru koşun diye emir aldığınız da sorgularsanız işin mantığını bulmaya çalışırsanız kafanıza bomba düşebilir sorgusuz yapma reflekslerine sahip olmalısınız bunun içinde iradeniz sizde degil komutanınızda olmalı.

Genel

Mar.11

Teşekkürler Z kuşağı

Son zamanlarda bu nesilleri bölme kavramları ortaya atıldıkça İnsan kaynakları arkadaşların canları çok sıkılıyor yapacak uğraşları yok böyle şeylerle uğraşıyorlar diye düşünüyorum. Oysaki bu nesil farklılıklarını direkt yurtdışından ihraç etmenin yanlış olduğunu ve Türkiye de çok farklı karakterlerin olduğunu düşünüyorum…

Bu nesillerin yaş aralıklarını şu şekilde belirlenmiş.
  • 1961-1979 (X)
  • 1980-2000 (Y)
  • 2000-Günümüz (Z)

Aslında daha fazla nesil bulunuyor ama insan kaynakları işleriyle meşgul arkadaşlara fazla yüklenmek istemiyorum. Çünkü sanayi devrimi öncesine gidersek işçilerin çalışma standartları köle diyebileceğimiz şartlara kadar gidiyor. Bu yazımda ben genel olarak Türkiye den bahsetmek istiyorum.
Tüm nesilleri görmek isterseniz buradan inceleyebilirsiniz.

 

İnsan kaynaklarında arkadaşlara göre bu nesiller arasında en işine bağımlı ve en çok sevileni X kuşağıdır. Çünkü karakteristik özellikleri gereği az eğitimli işine çok bağlı hatta kendi çıkarları yerine çalıştığı şirketin menfatini ön planda tutan bir nesildir. İşin aslı özetle X nesli dedikleri nesil ise zaten eğitim almanın neredeyse imkansız olduğu bir sistemde aldığı yarım yamalak eğitim ile üç beş kuruş maaş için koşturan ve her an kovulurum çoluğum çocuğum aç kalır korkusuyla istemeyerek şirket menfatini kendi menfatlerinden ön planda tutan zavallı annelerimiz babalarımızdı.

namuslu

Benim babam Bu bahsedilen X kuşağı içerisine giriyor. Kendisi darbe dönemlerinde gece çalışmak zorunda olduğundan zamanında avcılar dan floryaya kadar yürümek zorunda olup tam 3 ayrı adresten dayak yiyerek işine ulaşmayı başarıyormuş. Şaka gibi ama gerçek evinde bir bebek aş bekleyen bir eşi var bu vefakar baba jandarmasından ayrı polisinden ayrı (izni olmasına karşı) hergün dayak yiyerek işine gidiyorsa demek ki çok ihtiyacı var ki o üç beş kuruş maaşa kendi menfaatlerini hiçe sayıyor evine çocuğuna bir ekmek alabilmek için.

 

Benim esas merak ettiğim bu nesiller arası farklılıkları Türkiye’ye Türkçe’ye taşırken direkt ingilizceden türkçeye çevrilmiş makaleler gözüme çok batıyor. Arkadaş, öncellikle bizim memleketimiz çok daha farklı şartlardan geçti. Türkiye de  iş şartları ve dünyası Manhattan daki gibi değildi. Bu nesillerin yetiştirme şartları inanılmaz derece farklıydı. Hiç bunları göz önüne aldınız mı? Yok sen makaleyi direkt çevir hepimiz amerikan standatlarında büyüdük zaten…

 

Gelelim Y kuşağına bu kuşak özetle Z kuşağı ile X kuşağı arasında kalmış kuşak diye tanımlanıyor. Eğitim düzeyi X kuşağına göre daha iyi seviyelerde ve yeri gelince şirket menfati için çabalayan fakat istekleri söz konusu olduğunda  direkt çekinmeden konuşabilen nesil. Bu nesil ise X kuşağından sonra daha az sevilen bir kuşaktır. Herşeyleri güzeldir ama söz konusu hakları olunca hemen istiyorlar çünkü bu da doğal olarak rahatsız ediyor çok değerli patronları.

 

İşte bu nesil de benim içimde olduğum nesile giriyor. X nesili için söylediğim herşey aslında burada da geçerli yine bu nesil ile amerikan veya diğer ülkenin Y nesili arasında çok büyük farklar vardır. Çok az sayıda Y nesili belki de amerikan şartları dediğim şartlara yakın yaşam sürmüştür bunlarda kaideyi bozmayacak kadar azlar.

 

Bir Y nesili olarak ilk iş yıllarımda bende X nesili gibi kendi menfatlerimi hiçe sayarak şirket menfatlerini daha ön planda tutmaya özen gösterirdim. Şirketi çok sevdiğimden mi? Hayır. Elbette iş tecrubemi bir an önce arttırmak ve işleri öğrenmek içindi bu özveriler… Sonraki çalışma yıllarım da değerli olduğumu sandığım yıllarda, yeni arayışlar içerisine girmek isterdim fakat iş öğrendiğim yere satış yapma düşücesi beni hep alı koyardı farklı firmalara ve daha iyi maaşlı işlere doğru gitmeme.

 

Şaka gibi gelebilir ama bu terbiyeyi, 80’li ve 90’lı yılların çocuklarının yaz tatili çalışması olan sanayi, berber, motorcu ve terzi gibi  işler vermiştir. Çok doğru yanılmadığıma eminim, çünkü Usta, Kalfa ve Çırak ilişkisini bilen ve bunun terbiyesini almış (Yağlı usta tokatı yemiş) bir çocuk ilerki yıllarında elbet iş konusunda terbiyeli olacaktır. Sonra ilerki üniversite yıllarında alacağı eğitim ile birlikte kendi haklarını istemek için biraz anarşi aşılanış damarlarına ne var bunda?

çocukişçi

Z kuşağına teşekkürleri borç bilirim fakat bu arkadaşlara önce ayağını denk almaları gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Z kuşağı denilen nesil 1990 sonrası doğumlu genç arkadaşlar elinden sosyal medyayı düşürmeyen ve hemen yönetici olmak isteyen arkadaşlar. evet bu nesil ne sanayi de çalışma gördü nede berber ecevitin yanın da çıraklık yaptı. Doğduğu yıllarda popüleritesi yüksek, playstation ve internet onu yeterince hızlı düşünür ve  çabuk hareket eder yaptı.

 

Dur bakalım orada Z kuşağı öyle internetten öğrendiklerinle yönetici olunmuyor. veya bilmem ne üniversitesi seni direkt yönetici yapamaz önce bu hayallerden kurtulmalısın. İstediğin kadar bilgiye hızlı ulaştığını düşüne dur insanları yönetici yapan bilgi değil tecrübedir ve tecrübe öyle hızlıca download edilimiyor malesef.

 

İleride Z nesilinin en büyük sorunlarından bir tanesi şüpheci olmaması ve hertürlü bilgiyi doğru kabul etmesi olacak. Çünkü internet kuşağı bize gösteriyor ki, kaynak olarak kullandığı internetin taraflılığı ve doğruluğunu araştırmadan kesin doğru olarak kabul ediyor. Hal böyle olunca bu nesilin Y nesili tarafından sürekli kontrol edilmesi gerekeceğini düşünüyorum.

Peki ya neden teşekkür ediyorum Z kuşağına?

Çünkü Z kuşağı işverenlerin işçi bana muhtaç anlayışını sürekli o işten bu işe zıplayarak kıracakları için, işverene işçi sana değil sen işçiye muhtaçsın mesajını verecekleri için TEŞEKKÜRLER.

Hakları konusunda X kadar muhtaç değil Y kadar sıkışık değil adına yakıştığı gibi tuttuğu kopartarak sonraki nesillere yeni haklar kazandıracağı için TEŞEKKÜRLER.

Genel

Aug.04

KIND Programlama

KIND ( KEEP IT NON DYNAMIC )

İnternet üzerinde dokümanına veya makalesine rastlayamayacağınız benim uydurduğum bir dizayn örneğidir.

Her yeni iş deneyimlerimde gördüm ki, proje yöneticileri veya yazılımcılar fantezilerini birleştirip bakım zorluklarını görünce, geliştirdikleri yazılımın tasarımını dinamik bir yapıya sokmaya karar verirler. Oysaki bakım maliyeti veya zorluğu dediğiniz efor ne kadar etkili projemize…

Gerçekten emin miyiz statik yapacağımız işin bakımından kolay olacağına.

Basit bir proje başlatarak örnek vermeye çalışayım.

Elimizde entegrasyon problemi var, bunun çözümü için düşündüğümüz yapıda entegre edeceğimiz diğer çözümlerin teknoloji veya diğer farklılıkları bizi entegre edeceğimiz alanda dinamik bir yapı kurdurmaya zorluyor. Bu dakikadan sonra statik bir entegre yapmanın ileride sıkıntı yapacağını düşünerek haklı olarak çözümümüzü dinamik bir yapıya sokmaya çalışarak çözmeyi ümit ediyoruz ve kodumuzu yazmaya başlıyoruz.

Eğer tecrübeniz yoksa kendimizi çok daha farklı bir dünyada bulacak ve yardımlarla sorunları tek tek aşarak uygulamanızın entegre bacağını dinamik bir yapıda bir şekilde bitireceğiz. Geriye dönüp baktığımızda statik bir çözüm için harcayacağınız sürenin minimum 2,3,4 katını harcadığımızı gördükten sonra savaş alanına dönen kod parçacıklarının bakımının daha güç olacağını fark edeceğiz ( Ben temiz kod yazarım ) Tamam yazarsın dostum sıkıntı yazacağın dilin best practice kurallarına uyman değil ki?

İşte başımıza gelecek sıkıntılar

  • İyi bir dokümantasyon yapılmazsa ilerleyen yıllarda bakım sorunun ciddi seviyelere gelecektir.
  • Artık çok fazla etki alanı olan kod parçacıkları var. Tüm ilişkiyi doküman ile kavrayacak geliştirici bulmak zorundasınız.
  • Hata çözümleri için sil baştan kod yazmaya hazırlıklı olma. ( Dinamik bir yapıda her sorunda iş parçacığını değiştirmenin yeterli olmayacağı bunun etkisinin hesaplanması gerektiği… )
  • Entegre edeceğimiz teknoloji farklılıklarının analizi ( bu analiz iyi yapılamazsa ileride yapılacak düzenlemelerin kan kusturacak olması )

 

Kendi iş deneyimlerimde gördüğüm bu dinamiklik sorunları arttıkça arkadaşlar arasında uydurduğum bir örnek (pattern) oldu KIND.

 

Keep it non dynamic

KIND programming

Software Design Pattern

Aug.03

Merhaba insan virüsü tarafından kirletilmiş dünya

Merhaba insan virüsü tarafından kirletilmiş dünya

Oh çok etkileyici bir başlık! Derin bir anlamı olmalı…

Virüs deyince bir çok insanın aklına bilgisayar virüsleri gelir. Tıp ile uğraşanların da canlıların hücrelerinde bulunan virüsler vs gelir. Virüslerin nasıl yaşadıklarını biraz incelediğimizde göreceğimiz “Yahu bunlar bizden, bir tek mangal yapmıyor” diyebiliriz. Virüslerin canlı olup olmadıkları halen tartışıla dursun bu abilere ne kadar benziyoruz anlatmaya çalışacağım…

Virüsler temel olarak insanlara benzer bir yapıda yaşamaya el verişli yerlerde yaşamak için etrafındaki her şeye umarsızca zarar veren bir canlıdır. Zaten bu hareketiyle insana ne kadar yakın olduğunu gösteriyor arkadaş.

Yahu ne alakası var?

Kardeşim bizler değil miyiz yaşamak için önce ormanları yok edip yer altı-üstü kaynaklarını kirletip, hayvanları katledip yaşayanlar?

Bu hareketlerimiz sonucu olan dünyanın hızla yok olması, virüs canlısının bulaştığı hücrelerin yapısını değiştirerek içinde yaşadığı canlıyı öldürmesinden çok farklı bir hareket mi?

WordPress wordpress olalı merhaba dünya yazısı bu hale hiç gelmemiştir herhalde diyorum ve herkese merhaba diyorum.

Genel